ANTİDEPRESANDAYIM MEŞGULİYETİM VAR…

Antidepresansız yaşam ne kadar güzelmiş…
Patavatsız çenemi tutamıyorum ama öyle rahat, öyle güzel uyuyorum ki…

Normalde marshmallow gibi olan yüreğim, aptal (kadın/erkek) kişiler yüzünden bazen acımasız bazen de karaktersiz olabiliyor. Onların tedavi olması gerekirken kendime fanus oluşturup o fanus’un içinde yaşamaya karar verdim. (camı kırmaya zorluyorlar ama zorlamayın kırılmaz özel yaptırdım)

Bu süreçte anksiyete ve kaygı bozukluğum azalması için doktorum bana antidepresan verdi.
Ben “çokbilen” doktora söylemeden kademe kademe gramını yani dozunu arttırdım.
Pamuk gibi olmam gereken yerde içimden “Zeyna” çıktı. Anatomik olarak kilosu ve iriliği dışında (ergen dönemlerimin idol kişisiydi) Zeyna kadar boyum olduğu için hiç çekinmeden gardımı alıp “Allah Allah” nidalarıyla koşuyordum.

Bu kadar umursamaz olduğumu anlatırken aklıma “Cenazede ağlamama” yaşanmışlığım geldi. Bu sentetik serotonin yüklü minik ilacı aldığımda, “başımıza ne gelirse mukadderat” diye düşünürken “dayın ölmüş” haberi ile şok olmuştum.

Anlık şok’u atlattığım zaman “zaten beni sevmiyordu.” gerçeği geldi aklıma. Sonuçta “her fani ölümü tadacaktır” gerçeğini unutmadan, “bu cenaze bitse de helva yesek aman bana ne giden gitsin kalan sağlar bizimdir” gibi duygusuz, umursamaz ve bana göre oldukça tehlikeli yaklaşımlara da bürünüyordum.

Dayımın cenazesinde o dönemki sevgilim Hacı Murat Dört Çeker’le birlikteydim. Arama motorlarında kısmetlerimin beni araştırdıkları zaman “bununla mı sevgili oldun?” gibi cümleler kurup akıllarınca yerden yere vurduklarını zannediyorlardı. Ben ve oğlum için yaptığı onca iyiliği gözardı edemeyeceğim tek insan. (ben onu hala insan olarak çok seviyorum)

Cenazeye özel uçakla gitmiştim, saçlarım kıvırcık ve belime kadar, tırnaklar mis gibi ojeli, her zamanki gibi takma kirpikler gözümde, botokslarım taze (Eda Taşpınar havasında bir bronzluk) gözümde kocaman bir güneş gözlüğü.
En önemli kısım ise altımda minicik bir etek olması,cenaze evine gelip kapıyı çaldığımda kapıyı annem açıyor. Zaten üzüntüden ne yaptığını bilemeyen annem benim o halimi görünce kolumdan tuttuğu gibi kapıdan dışarı çıkarıp,
– Ne biçim çocuksun şu haline bak mahalle yanıyor senin keyfin yerinde sen ne içiyorsun çocuğum?
dedikten sonra yüzüne bakarak,
– Senin kullandığın antidepresana ben de başladım başka bir şey almıyorum, hem benim karnım aç yengeme sorar mısın anne çay var mı?” diyip en köşedeki izbe rutubet kokulu odaya gittim.

Sevgili dayımı zaten görmeyeli 20 yıl olmuşken (bir kere bile başımı okşamamış gerçeğini hiç unutmadım) orada neden kendimi yerden yere atayım, nezaketen kalkıp gelmişim ne yetmiyor bilmiyorum ki insanlara? Kullandığım antidepresan aslında duyarsız değil de daha umursamaz birine dönüştürebiliyor.

Kendimi kasamam, hiçbir zaman da kasmadım içime atan biri değilim zaten annem beş yıldır dayımla konuşmuyordu aralarında anlamsızca kavgalar vardı ve “dedikoducu piknik tüpü yengem” (görüntüsü piknik tüpü fakat çok tatlı biridir) magazin programına, röportaja ya da dışarı çıktığımda anında at hırsızı olan sülalesine ve yedi cihana yayıyordu haberlerimi.

Ben o cenaze evini biraz ters düz ettim, yengem gelen misafirlere kuşbaşılı kır pidesi söylemiş ben ona çay demletmiştim, oturduk mutfakta diğer ruh hastası küçük kız kardeşimle birlikte indirimlerden tatillerden hayatın kısa olduğundan bahsedip,”git bence bir an önce alışveriş yap yenge bulamazsın” dedikten sonra cenaze dışında her türlü fettan ortama dönüştürdüm neden mi?
Çünkü annem beni herkesin içinde azarladı.

“Ben dünya para verip sevgilime protokol yemeğimiz için diktirdiğim tuvaleti giyemedim ona rağmen çıktım geldim gördüğüm ilgi bu mu?” diye söylenirken yengem ertesi gün definden sonra gidip bahsettiğim indirimdeki o tişörtü aldı.

O gün ortalık karıştı annem abisini kaybetmiş ama en az benim kadar kocasının ölümünün zerre umurunda olmayan canım yengem (Dayım çok eziyet çektirmişti yengeme bildiklerim var tabi bunlar özel hayata giriyor fazla girmeyeyim) kocasının ölümünü kutlar gibi baştan aşağı mobilyayı değiştirdi.

Bir hafta bile geçmeden annem yengemi dövdü birbirlerine tekme tokat saldırdılar, gerçi en çok annem dövdü bu biraz örgüt işi oldu ama hala ortalık neden karıştı kimse bilmiyor o tişörtün çıkış noktasının kim olduğunu kimse bilmiyor. Kızın süslü puslu cenazeye geldi diye aforoz et en yakınındaki kişi zaten dünden bekliyormuş rahmetli dayımın emekli maaşını alıp tazminatıyla hayatını yaşamaya.

Zaten o süreden sonra hepimizi teker teker dolandırdı. Ona da geleceğim, en son kız kardeşimin düğününde kızın nakit paralarını götürüyordu temiz pembe kokulu bir zarfın içinde araklarken kamera kayıtları gördü.

Olsun o benim canım yengem ben yengemi çok seviyorum ama kabul edeceğim insan doldurmada üstüme yoktur hele bana kötülük yaptıysa hele arkamdan iş çevirdiyse.

Mesela bu ilaçların başka hangi yan etkisi oluyor. Size biri yapışıyor sanıyorsun kadın/erkek farketmiyor çok güzel uzaklaştırıp imha ediyorsunuz ya da size sormadan birilerini ayarlamaya kalkıyorlarsa “partner olarak” (Bu çöpçatanlık değildir unutmayın “pezevenklik” yapıyorlar) onu gidip etrafımdaki en leş adamla tanıştırıyor ya da en berbat kadınla ve öyle güzel süslüyorum ki bana anlatılan kişi bir anda değişiyor.

İşin gerçeği ise ilaç kullandığım zaman beynim daha çok kurnazlığa çalışıyor ve gün sonunda arkamdan dönen işleri kendi kendine pat diye yok oluyorlar. Kendi alanımda dokunulmazlığım artıyor. Destursuz yanıma kimse yanaşamıyor.

İlaç içmekten sıkıldığım için yine kendime göre aşamalı şekilde bıraktım ilacı, fakat akademisyen Gamze’li bir arkadaşım bana dedi ki;
-Sarımsak ye sarımsak
(Yediğim zaman etrafımdakileri otomatik olarak kaçırdığımı biliyorum) ama arkadaşıma yaranmak ve tatliş gözükmek için,
-aaaaaa? gerçekten öyle mi? denemek lazım faydasını duymuştum diyip geçiştirdim bence bir boka yaramıyor, yaramadı zaten.

O Gamze’li sırık fasülyesine de geleceğim (kötü anlamda değil Gamze’li nin hikayesi başka olacak) bir sürü geri zekalı yüzünden benim değil onların rehabilitasyona yatırılması lazım.

Ama çevremizde “Mitomani” kişilikler inanılmaz dolaşıyor, yaşantımı kıskanıyorlar yalnız yaşamama kaptan köşkü olan evimi, olduğum standartların içine girip; “bana da pasta ver ben de bu dilimden almak istiyorum” diye yanaşmaya çalışıyorlar ama ben arkadaş istemiyorum ki?

Buna ihtiyacım yok kendi kendime yetebiliyorum, saçma sapan kadın ve erkeklerle zaman geçirmekten çok sıkıldım. Kendileri bulaşıp, kendileri yanaşıp sonrada “Senin değişmen lazım böyle olmaz biraz alttan alman lazım seni biri ile tanıştırıyorum hem benim hem tanıştırdığım kişinin ağzına sıçıyorsun senin yalnız kalmanı istemiyorum aklım sende kalıyor” demeleri yok mu sanki ben istemişim gibi davranmalarından da bıktım.

Çevremde beni “seven” o kadar çok kişi varken hatta; “Ahiretliğim, kardeşim en çok seni ben seviyorum içime sokasım geliyor ama bu ay kredi kartı ekstremi ödeyemedim yinede seni çok seviyorum.”(yalak) diyen ahiretliğime bir sabah bakıyorum beni her yerden engellemiş çünkü onunla gezmek istemiyorum onunla fotoğraf koymak istemiyorum sırf milletten kaçmak için onlarla aynı karede göründüğüm için sosyal medya hesaplarımı sildim.

Düşünsenize fotoğrafı silmeye kıyamıyorken bütün sosyal medya hesaplarımı kapatıyorum böyle bir deliyim işte. İki yüzlü çıkarcı insanlardan nefret ediyorum ama sorsan hepsi Allah soyundan gelmiş peygamber torunu bana gelince senin değişmen lazım bu böyle olmaz hayır değişmiyorum, kral çıplak şekerim yapacak bir şey yok.

Evet antidepresan kullanmaktan vazgeçtim biraz asabi olabiliyorum ama en azından pırıl pırıl zihnim var. Bir daha böyle bir cenaze olsa gider miyim, asla. Artık duygularım değerle orantılı “seni çok seviyorum” diyen hiç bir insana inanmıyorum ya benden çıkarı vardır ya da benden almak istediği bir şeyler. Erkekse sadece seks yapmak, kadın ise gardırobumdan kıyafet araklamak ya da cebimdeki paraya göz koymuştur.

Şimdilerde daha net birazcık agresif ama fanusu kaldırınca “pambıh tadında” biriyim…

Bitti mi?
Yoo bitmedi aklıma geldikçe yazacağım şimdilik dutluk buralar yerinizi alın değerlenecek burası…

Paylaş:

Share on facebook
Facebook
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on twitter
Twitter

One Response

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

İlgili Makaleler

HEDEF BEN MİYİM 2020..?

2020 yılı genel özetine neresinden bakarsam bakayım çöp, hayatımda hiç olmadığım kadar enjeksiyon yapılan, böbrek taşı – kumu ne kadar inşaat malzemesi varsa ortaya döktüğüm

KROMOZOM…

“İnsanlar hücrelerimi parçalıyor kromozomlarıma kadar ve bana düşen ise her seferinde tek tek her hücremi tekrar birleştirmek…” Tabii ki bunun altında bir dram yok şu

BOŞA ÇEKİLEN KÜREKLER…

Boşuna kürek çekmek istemiyorum anlamsız yüklemeler zihnimi yormalar… Bu duyguları yaşamak için oldukça yetişkin biriyim. Hayatım hep net ve önem verdiğim kişiler üzerine kurulu. İçe