HEDEF BEN MİYİM 2020..?

2020 yılı genel özetine neresinden bakarsam bakayım çöp, hayatımda hiç olmadığım kadar enjeksiyon yapılan, böbrek taşı – kumu ne kadar inşaat malzemesi varsa ortaya döktüğüm bir dokuz ay geçirdim. Allahım ne kadar çok sabrım sınandı oysa böyle mi olmalıydı?

Sağlık sektöründeyim, kendi kendimi idare eder, hasta olursam derdime çare bulabilirim diye düşündüm. Ama gönül işleri ne olacak? 2020’de gönül işleri beni çok üzdü?
Tam bir fiyasko! Koca bir yıl bitecek neredeyse bir adama içim aktı o da depar hızıyla sonsuzluğa koştu. Şimdi nerde, ne yapar, kiminledir bilmem. Benim dua ekibi bile çalıştı nafile ama kasmamak lazımmış.

“Feng shui ile hayatında ne değişti? Var mı bir gelişme?” diye sorular geldi. İnanmayacaksınız belki ama hayatımda çok büyük değişiklikler oldu. Misal karşı komşumun buzdolabı bozuldu difrize etlerini koymaya geldi.
Teşekkürler Feng Shui.

Konumuza dönecek olursam. Daha önceleri de yazmıştım. Ben zor beğenirim, ilk defa çaba göstermeden birini beğendim ama tanıştıran kişi yanlış olup (mitomonik manyak kadın aman uzak dursun) bana da gazı verince ben de adama sen misin böyle konuşan diye saldırdım.

Bana hiç yüzleşelim ya da konuşalım demedi. Bir kere gel bile “kızım bizden bir bok olmasa bile komşuyuz selamımız olsun demedi.” Yok annem yok, adamın eline ne türlü kadınlar denk gelmiş ki beyefendide ego allahu ekber dağlarını aşmış.

Ben zeytin dalını uzattım bir kere bile el uzatıp almadı. E daha ne uzatayım Kaliforniya Sekoyası mı? (Dünyanın en uzun ve uzun dallı ağacıdır efendim) Hiçbir şeyle uğraşamam artık. Bir kadın, bir hanımefendi olarak gereken alakayı gösterdim. Muhtemelen sosyal medyada yaşadığı için (hiç sevmem bu tipleri) saniyesinde engelliyor.

Sosyal medya onun için çok önemli faktör, görende yüz bin takipçili sosyal medya fenomeni zanneder. (Silmeseydim elli beş bin takipçisi olan eski instagram hesabımı ona satardım.) Değişik bir egosu var ama anlayamadım bana kalırsa mütevazi değil ya da bilmiyorum çünkü çok iyi tanımıyorum haksızlık etmemek de lazım.

Neyse ona karşıda şu anda buz gibiyim.
Belli bir yaşa gelmişim bu saatten sonra asker yolu bekler gibi elalemin adamından iletişim mi bekleyeceğim? Tabii ki hayır!

Sağlık durumum orta şekerli kahve tadında, aşk hayatım yok, maddi durumum çok şükür aç değil, açıkta değilim. Çiçek gibi yaşayıp geçiniyorum.

Eskiden heves yapar birileri ile iletişim kurmak isterdim ama şimdi bakıyorum oda yok. Dikkatimi çeken kimse de yok. İçinde olduğum sarmaldan nasıl çıkacağıma dair fikrim de yok.

Şu an en yakın arkadaşım evimdeki yardımcım, içimi sadece ona döküyorum. Bazen kendinizi ifade edemezsiniz. (Benim gibi car car konuşan, hiç susmayan, her şeyi çok iyi bildiğini iddia eden kadın bile bazen yetersiz kalabiliyor.) Ya da bazen en iyisi susmak diyerek geri çekiyor içime kapanıyorum. Hiç bir şey yapmadan sakinleşmek, sakin kalmak.

Tanıdıklarıma ve yakınlarıma karşı pamuk gibiyim, çok cana yakınım ve gözlemciyim. Bana olumsuz yaklaşan, gerginlik yaratan biri olursa bende anksiyete ve kalp çarpıntısı başlıyor.
Çok duygusalım ve başkalarının enerjilerinden çok etkileniyorum. Bu yüzden tek korkum üzülmek…

Hayatıma birini almam uzun zaman alıyor.
Belki de herkes ölümsüz gibi yaşıyor ona kızıyorum. Şu an bu yazıyı yazarken etrafımı çoluk çocuk sarmış, davetsiz misafir olarak gelen arkadaşım rahatsız olmasın diye pazar sabahı saat dokuz ben kendimi izbe bir yere kapattım.
Böyle de olmuyor özelim kalmıyor ne yapmam lazım şimdilik bilemiyorum.

Tüm motivasyonum düştü ne yazacağımı da unuttum, cümlelerim raydan çıktı. Parkta bebeler susmuyor anneler babalar duyarsız çocuk kıçını yırtıyor. Yerler leş ama anne ve babanın umurunda değil. Allah’ım bende çocuk büyüttüm deyip içimden saldırıyorum temizlik hastası hijyen takıntısı bir kadın bir anne var karşılarında!

Fırından yeni çıkmış gibi bazı cümlelerim ve ifadelerin vardı ama son dönemde yaşadıklarım sayesinde unuttum hepsini! Artık anlık yazıyorum. Öyle karar verdim, çok geçmişteki yazılarımı ve arşivlere dönmek istemiyorum ama unuttum işte, unutturdular duyarsız insanlar, duyarsız anne ve babalar neyse sağlık olsun.

Diyeceğim o ki;
“Hayat bir gün o da bugün…”
(Ablacım çocuk düştü salıncaktan telefondan kafanı kaldır da çocuğuna bak alooo)

Kapanışı güzel yapacaktım abla hafiften sinirlendirdi beni.
Neyse sakinim, sanırım…

Paylaş:

Share on facebook
Facebook
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on twitter
Twitter

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

İlgili Makaleler

HEDEF BEN MİYİM 2020..?

2020 yılı genel özetine neresinden bakarsam bakayım çöp, hayatımda hiç olmadığım kadar enjeksiyon yapılan, böbrek taşı – kumu ne kadar inşaat malzemesi varsa ortaya döktüğüm

KROMOZOM…

“İnsanlar hücrelerimi parçalıyor kromozomlarıma kadar ve bana düşen ise her seferinde tek tek her hücremi tekrar birleştirmek…” Tabii ki bunun altında bir dram yok şu

BOŞA ÇEKİLEN KÜREKLER…

Boşuna kürek çekmek istemiyorum anlamsız yüklemeler zihnimi yormalar… Bu duyguları yaşamak için oldukça yetişkin biriyim. Hayatım hep net ve önem verdiğim kişiler üzerine kurulu. İçe