KROMOZOM…

“İnsanlar hücrelerimi parçalıyor kromozomlarıma kadar ve bana düşen ise her seferinde tek tek her hücremi tekrar birleştirmek…”

Tabii ki bunun altında bir dram yok şu anda. Kendimi hacıyatmaz gibi nasıl hissedip hiç bir şey olmamış gibi nasıl yaşamaya çalışmamdan bahsedeceğim. Yazılarımın en başında da bahsetmiştim sosyal çevrem çok hızlı değişir. Aniden başlar sonra insanların niyeti ortaya çıkar tabii ki şans vermem anında kapıyı gösteririm!

Tahammül sınırlarımı yirmili yaşlarımın sonunda bitirdim. Ama ne var ki yılmayan ve bitmeyen hayata tutunma direncim var. Beni kolay kolay dibe çekemez hiç bir şey fakat çok çabuk sinirleniyorum, patlıyorum, söyleniyorum o zaman korkmayın benden. Fakat, susuyorsam, cevap vermiyor, müdahale etmiyor sessiz kalıyorsam bilin ki ben olsam kendimden kaçarım.

Bana ciddi bir hata yapılmadığı sürece insanlara küs kalmayı sevmem. İletişim kurmayı, yüz yüze görüşmeyi, sesli iletişim kurmaya bayılırım mesajlaşmaktan nefret ederim. Ben hayatı dijital paylaşmayı sevmiyorum bu çağın insanı olmadığım çok belli. Biriyle oturup çay içemeyeceksem ona sarılamayacaksam defolsun gitsin.

“Canım senin kalbinin güzelliği yeter sen benim kardeşim gibisin, sen benim aşkımsın, sen benim dostumsun, iyi ki varsın, hiç bitmesin tamam mı?” diyen kadın/erkek, sevgili/arkadaş hepsinden birer tokat yemişimdir. (Net ve kesin bilgi.)

Tabi küllerinden doğma kısmı çok belirgindir üzülürüm takarım ama hiçbir şey olmamış gibi çabuk toparlanırım. Allah’ın bence bir lütfu bu yoksa o kadar travma üzüntü başa gelen haksızlıklar başkası olsa diyorum zor dayanır bence bu bana biçilmiş ya da bana evrenin bir mucizesi.

Bazı erkekler tanıdım kadın gibi kapris yapanı, (Bildiğin arıyorum telefonu açmıyor mesaj at diyor) bazı kadınlar tanıdım mitomanik bir yaşamın içinde kaybolmuş kendisini kraliyet mensubu sanan ama en son bana göndermiş olduğu konumda küçükçekmece albatros mevkiini atan. (güzel yer severim yanlış anlaşılmasın) Cemiyet statü diye hava atan ama günün sonunda bana yanaşıp nasıl beni sömürmeye çalışıp (sözde) üzerine modern pezevenklik işine girip Facebook, Instagram listesindeki tanıştığı adamla tanıştırır “bu adam sana göre” diyip, on yıllık dostuymuş imajı verir.

Belli ki beni yanında tutma yolu olarak bu yolu benimsemiş olan ablamız ertesi günü;

“bırak bu adamdan sana bir yol olmaz zaten bana yürümüştü sana daha iyisini tanıştıracağım“

diyerek aslında ne kadar geri zekalı olduğunu anlatıyordu.

En büyük hakaret benim zekamı küçümsemeniz ama bilin ki yanılıyorsunuz! Benim zekamı rica edeceğim küçümsemeyin. Bana kimseyi ayarlamayın uzak durun gözünüzü seveyim.

Kendi kendime yetiyorum, eğleniyorum, hesap vereceğim kimse yok bana karışmayın baskı kurmayın, sıkmayın, zırt pırt aramayın rica ediyorum. Sonra sizi terlikle kovalamak zorunda kalıyorum yüzümde sinirden mimik kırışıklıkları oluyor çok etkileniyorum. Dünya masraf çıkarıyorsunuz güzellik uzmanına gitmek zorunda kalıyorum defalarca.

En fazla üç gün doluyorum sonra bir hafta yükseliyorum ama bir bakıyorum yoksunuz.
Hangi konudan bahsediyorduk ben unuttum..?

Paylaş:

Share on facebook
Facebook
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on twitter
Twitter

One Response

  1. Şahane bir yazı tamda günümüz insanını anlatan moderin çag modern pezevenkli çok güldüm😀👏👏🥰

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

İlgili Makaleler

HEDEF BEN MİYİM 2020..?

2020 yılı genel özetine neresinden bakarsam bakayım çöp, hayatımda hiç olmadığım kadar enjeksiyon yapılan, böbrek taşı – kumu ne kadar inşaat malzemesi varsa ortaya döktüğüm

KROMOZOM…

“İnsanlar hücrelerimi parçalıyor kromozomlarıma kadar ve bana düşen ise her seferinde tek tek her hücremi tekrar birleştirmek…” Tabii ki bunun altında bir dram yok şu

BOŞA ÇEKİLEN KÜREKLER…

Boşuna kürek çekmek istemiyorum anlamsız yüklemeler zihnimi yormalar… Bu duyguları yaşamak için oldukça yetişkin biriyim. Hayatım hep net ve önem verdiğim kişiler üzerine kurulu. İçe