KRUVASAN YİYORUM HİÇ ÖPMİM CANIM

İzmir uçağını kaçırdım. Yediğim dünya kadar trafik cezası yüzünden bir süre uçakla seyahat etmeye karar verdim. İzmir’e günübirlik gidip gelecektim gitmişken de güzel ve cici Urla’da ki evi hayatıma dahil edecektim, eşyalarına kadar aklımda hazırdı ama ikidir ya bir terslik ya da aksilik çıkıyor, bu olumsuz durumu “evrenin bana bir mesajımıdır” diye başladım şimdi kişisel gelişimciler gibi araştırmaya.

Birbirimizi kandırmayalım asıl nedeni şu;
karanlıkta uyumayı çok seviyorum panjur’u sonuna kadar kapattım “nasıl olsa sabah kalkarım” dedim ama tabi beyin bu bazen anlamıyor uyandığımda sabah dokuz olmuştu uçak 07:50 deydi.

Neyse sallayalım geçsin onu, ben yine bir saçmalık yapıp kimseye haber vermeden İzmir’e gitmeye karar verdiğimde aynı gün eski tanınmış siyasetçi bir ağabeyimi de kahvaltıya davet etmişim vallahi yapmışım.

Telefon deli gibi çalıyor bir bakıyorum Rüknettin abi. (lakabı bu asıl ismini veremem) almış kruvasanları. Bu arada kruvasan bir cümle içinde geçince gözüme aristokrat geldi, sanıyorum Rüknettin abim de sabah kahvaltılarında kaymaklı çörek, el açması yufka böreğinden kruvasan’a terfi etmiş çok civcivli olmuş.

Daha eve yardımcım gelmemiş üzerimde ayıcıklı pijamam, yüzümü henüz yıkamamışım asansör yukarı çıkıyor.

Kapı çaldı bendeki ifade şu;
-Hoşgeldin canım abim erken geldin kusura bakma üzerim ayıcıklı pijamalı çay demlendi 15 dakikaya kadar kahvaltı hazır olur buyur buyur salona geç.

Kapının önünde ki minik bir valizi görmemesi benim şansım oldu. Ben de şirin şirin suratına bakıp “sizi çok özledim iyiki geldiniz.”

Yüzüme bakıp “şu numaranı sürekli değiştirmesen nasıl olur” dediği gibi telefonunu açıp sadece benim bildiğim sekiz numara gösterdi “kızım niye sürekli numaranı değiştiriyorsun manyak mısın sen ne çeviriyorsun ben artık yetişemiyorum asistanım seninle alay ediyor deli kızım?” (arada giydirdi çaktırmayın)

Sağ olsun çok sevdiğim bir ağabeyim, bakmayın çevrem sağlam geniş bunu havasını atmam ama sevenim de çoktur yani sevmeyenim kadar olsa da. Ben güçlü insan severim hayatımdaki arkadaşlarım, yol arkadaşım, sevgilim güçlü olmalı mecaz anlamda söylemiyorum onun gücünü hissetmeliyim zekası, kültürü, ahlakı ne bileyim yolum bir şekilde kesişiyor ve hayatlarına dahil oluyorum.

Ama en çok benimle dedikodu yapmayı seviyorlar çünkü ben dedikodu yapmaya bayılıyorum havadan, sudan, “at hırsızı” sülalemden eski sevgililerimden başıma gelen salaklıklardan o kadar egosuz bahsediyorum ki. Belki de bunları yaşadığım için bu kadar rahatım. Bir de karşılarına güzel alımlı aklı başında (bazen değil) onların deyimiyle “zeki bir kadın” olunca çok keyifli vakit geçiriyorum bir de siyasetten nefret ederim ama şansıma hep böyle adamlar çıktı.

Bence onlar da benim gibi siyasetten günlük hayatta nefret ettikleri için benim gibi komik kadınla arkadaşlık kuruyorlar. Bahsettiğim Rüknettin abim benim babamla yaşıt konuştukça konuştuk en sonunda konuyu bana getirdi “ne zaman evleniyorsun, talip yok mu bilmem ne yok mu? Senin gibi kızı nasıl rahat bırakıyorlar yuvanı kur nikah şahidin olacağım” (ben evlenmezsem gözü açık gidecek)

Klasik yaşlıların bekar gençlere uyguladığı baskı. Sanki isteyen var da ben evlenmiyorum ya da bilmiyorum henüz karşılaşmadım ne biliyim bu işlere kafam basmıyor zaten. Ama olsun hiç çaktırmıyorum nezaketen dinleyip basımı yumuşak şekilde sallayıp bir daha nasıl İzmir’e giderim onun planını yapıyorum ama neyse ki anlamadı durumu. Yaşlıların ziyaretini çok severim çünkü kısa oturuyorlar maksimum oturma seviyesi bir saat. Yedikleri belli içtikleri belli nasıl korkuları varsa evden getiriyorlar yiyeceklerini gerçi ben yemek yapsam zehirlenir mi bilmem sanmıyorum ama olsun en azından bana da iş çıkmıyor.

Yardımcımın da hoşuna gidiyor sürekli ünlülerin oyuncuların ve şarkıcıların yuvasıydı benim evim. 2018’de radikal bir kararla hepsine yol verdim çünkü çok sıkıcı ve saçma muhabbetler aşırı alkol tüketim sentetik madde bağımlılığı bunlar bana göre değil Allah korusun denemedim denemem de. Ama Rüknettin abim gibi saygıdeğer abilerim olduğu sürece her daim kapim açık onlara ne de olsa yol yordam bilen insanlar ziyaretin kısa ve öz olanı makbul olduğunu bildikleri gibi.

Sevgilim olsa, hoşlandığım adam olsa tabi göndermem evden o ayrı bir şey ama ne de olsa yaşlı nereye kadar çekeceksin ben de bıktım bunların “kuvayi milliye” muhabbetlerinden.

Neyse ki bu sefer benim güzelliğimi ve peşimdeki adamları ve evdeki patates hallerimi konuştuk. Saygıyla uğurlayıp, yanaklarından öptükten sonra yolcu ettim. Ardından bir ton laf yedim asistanından neden öpüyorsunz madem coronadan korkuyorsunuz neden evime sokuyorsunuz adamı manyak mısınız nesiniz? diyecektim ama tabi ki hiç bir şey söylemedim.

Olsun Rüknettin ağabey seni seviyorum.
İzmir’e gitmedim tırnaklarımı yaptırdım uzunca bir yürüyüş yaptım şu anda elimde bir koçan mısır onu kemiriyorum her şey yolunda.

En azından şimdilik…

Paylaş:

Share on facebook
Facebook
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on twitter
Twitter

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

İlgili Makaleler

HEDEF BEN MİYİM 2020..?

2020 yılı genel özetine neresinden bakarsam bakayım çöp, hayatımda hiç olmadığım kadar enjeksiyon yapılan, böbrek taşı – kumu ne kadar inşaat malzemesi varsa ortaya döktüğüm

KROMOZOM…

“İnsanlar hücrelerimi parçalıyor kromozomlarıma kadar ve bana düşen ise her seferinde tek tek her hücremi tekrar birleştirmek…” Tabii ki bunun altında bir dram yok şu

BOŞA ÇEKİLEN KÜREKLER…

Boşuna kürek çekmek istemiyorum anlamsız yüklemeler zihnimi yormalar… Bu duyguları yaşamak için oldukça yetişkin biriyim. Hayatım hep net ve önem verdiğim kişiler üzerine kurulu. İçe